Teşekkür bir borçtur bu yolda. Tff ve emeği geçen herkesi kutlarım öncelikle.. Dosyalar, sunumlar, hazırlıklar.. Her futbol aşığı gibi ben de takibindeydim bu sürecin kendimce.. Maldini’yi ve Zidan’ı ülkelerinin kazanması adına hali hazırda gördük adaylık sürecinde canlıca. Bizden neden bir Tugay, Rüştü, Nihat veya Hakan yoktu sorularında bulmuyorum kendimi herkes gibi. Veya ne kadar hazırlıklıydık? Eğer turnuvayı düzenleme hakkımız olsaydı ne kadar başarabilirdik? Bu ve benzeri soru işaretleri artık geride kaldı. Oylamada finale kalıp Fransa gibi bir ülkeye bir oyla kaybetmek gelinen noktanın özeti aslında. Yine de bi kaç satır ve fazlasını hakediyor bu adaylık.
Euro 2016 ya evsahipliği yapmak heralde Türkiye Cumhuriyeti tarihinde uluslararası organizasyon düzenleme adına gerçek anlamda bir ilk olacaktı. Futbolumuz açısından ise bir sıçrama. Ben de bunun farkındalığıyla tv başında Luganovari açılmış gözlerimle izliyordum bu yarışı, ta ki o gözlerim Fransa adına oy kullanan o şahsına munhasır kişi tarafından kapatılana dek. Çok öfkeli ve üzgünüm.
Platini’ye de bir kaç cümle sallamayı borç bilirim. Kendisinin Sarkozy i bir onur konuğu gibi karşılayıp oy verecek üyelerle tek tek tanıştırmasını oldukça yadırgadım. En azından Fransa gibi devletin en üst seviyesinde orada temsil edilen Türkiye de aynı tutuma maruz kalmalıydı. Türkiye’nin sunumunu bile izlemeyip toplantının yarısında salona girip konuşmasında fair play den bahseden ve diğer ülkelerin sunumlarını beğendiğini (!)açıklayan sayın Sarkozy, ilk sunumu yapan ülke Türkiye olmasına rağmen oylamanın sonuna kadar bekleyip tüm sunumları izleyen sayın Abdullah Gül’den fair play dersi alması lazım.
Fransa’nın sunumunu gerçekleştiren o 10 yaşındaki cocuğu ne kadar hayranlıkla ve sevecen bi şekilde izlediysem, o cocuğun oy kullanacak delegelerin sandalyelerinin önünde bitip oy dilenmesini sağlayan bu anlayışı da oldukça garipsedim. Platini için ise bu oylamanın bir milad olduğu düşüncesindeyim. Endüstriyel futbola olan karşı duruşu, futbolun evrenselliğini, genişlemesini, gelişimini ve birleştirici rolününü savunmasıyla bilinen Platini hangi yüzle bu görüşleri savunmaya devam edecek ilerleyen günlerde göreceğiz. Şenes Erzik’in “ uefa başkanı” bu sonuctan üzgün olmalı açıklaması ise herşeyi özetliyor aslında.
Futbolun birleştirici rolü, evrenselliği, genişlemesi ve gelişimi ile bağdaşan nedir?
Bu Organizasyonu daha önce iki defa düzenlemiş Fransa’ya, Avrupanın merkezine vermek mi? Yoksa futbol tutkusuyla yanıp tutuşan milyonlara sahip, stadları ve getireceği vizyonla bir futbol mirasına ihtiyacı olan, Kafkasyaya, Kuzey Afrikaya, Ortadoğuya, Arap yarımadasına, müslüman coğrafyalara hatta orta asyadaki türki cumhuriyetlerle moğolistan ve çin sınırına kadar futbol tutkusunun yayılmasında rol oynayabilecek Türkiye’ye mi ?
Yazılı ve görsel basınımıza da değinmeden edemiyeceğim. Bu kadar önemli bir organizasyonun oylamasını 3. Seviyeden veren trt’ye mi yoksa oylamanın yapılacağı bugün ülkem gazete manşetlerine mi dem vursam! Anlaşılan bizim spor medyamızın görüşüne göre bi Krasic, Cannavaro veya Quaresma böyle oraganizasyonlardan daha önemli. Trt de lig yarışını sıcağı sıcağına trt 1 den yayınlamaya devam etsin!
Çok öfkeli ve üzgünüm. Galiptir bu yolda mağlup diyelim.. Tek dileğimiz bilgisayar belleklerinde ve sayfa sayfa kağıtlarda bulunan projelerin gerçekleşmesi. Sonuçta bu yapılan ilk organizasyon değil, son da olmayacak. Bir de farz var bu yolda artık. Euro 2016 da Türkiye’nin Fransa’nın ev sahipliğinde Fransa’dan bu kupayı alması. Benim bildiğim futbol tanrıları şimdiden başlamıştır ellerini ovuşturmaya...
28 Mayıs 2010 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder